MERHABA YENİ GÜN....

Şubat 12, 2008 - duanın gücü...

Kategori: dinim islam

 

YÜZÜNDEKİ ÇÖKMÜŞ ifadeyle bakkal dükkanından içeriye doğru yürüdü. Kılık

kıyafetinden fakir olduğu çok kolay anlaşılıyordu kadının. Bakkalın

sahibine mahcup bir şekilde yanaşarak veresiye birkaç şey alıp alamayacağını

sordu. Yumuşakça kocasının hasta olup çalışamadığını, yedi çocukları olduğunu

ve yiyeceğe ihtiyaçları olduklarını anlattı adama. Bakkalın sahibi ,

kadına küçümseyici bir bakış attı ve dükkanından hemen ayrılmasını istedi.

Kadın mahçup ve düşünceli olarak: “Lütfen , size parayı en kısa zamanda

ödeyeceğim” dedi. Bakkalsa kadına veresiye olarak birşey veremeyeceğini

söyledi yeniden. Bu arada, kasanın yanındaki bir müşteri konuşulanlara kulak

misafiri olmuştu. Adam bakkala yaklaşarak kadının aldıklarının parasını

ödeyeceğini söyledi yavaşça.

Bakkal isteksiz bir şekilde kadına sordu.

“Elinde alacaklarının listesi var mı?”

Kadın “Evet, ” diye cevapladı.

“Pekala, listeni şurdaki teraziye koy, listen ne kadar ağır gelirse ben de sana o

kadar mal vereceğim.” dedi gülerek.

Kadın kafasını eğip bir an duraksadı, daha sonra cüzdanına uzanıp bir kağıt

parçası çıkardı ve üzerine birşeyler karaladı. Sonra kafası yine eğik bir

vaziyette kağıdı terazinin bir kesesine bıraktı. Terazinin kesesi hızlıca masaya

değene kadar aşağı indi. Bakkal ve müşteri gözlerine inanamıyorlardı. Bakkal

sahibi gözleri teraziye dikilmiş kalmıştı. Yavaşça müşteriye döndü “Buna

inanamıyorum!”

Müşteri gülümsedi ve bakkal terazinin diğer kesesine yiyecekleri doldurmaya

başladı. Ancak ne kadar doldursa da terazi dengelenmiyordu, en sonunda

terazi daha fazla eşya alamayacak kadar doldu. Bakkal son derece hoşnutsuz

bir şekilde ve hayret içerisinde kalakalmıştı.

Sonunda, terazideki kağıdı aldı merakla ve üstündeki yazıyı büyük bir

şaşkınlıkla okudu. Elindeki bir liste değildi ve üzerinde şöyle yazıyordu: “Allah’

ım, sen ihtiyaçlarımı bilen ve karşılayacak olansın. Bunu sana havale

ediyorum.”

Bakkal terazideki yiyecekleri kadına uzattı ve sessizliğe büründü.

Kadın diğer müşteriye teşekkür etti ve bakkalın uzattıklarını alarak dükkandan

ayrıldı.

Müşteri bakkala yiyeceklerin karşılığı olan parayı uzattı ve “Her kuruşuna

değdi.” dedi.

Bu olaydan kısa bir süre sonra sonra bakkal terazinin ortadan kırılmış olduğunu

farketti hayretle. Duanın gücünü anlamıştı artık...

alıntı

Bağlantı

Şubat 2, 2008 - kırık testi‏

Kategori: dinim islam

Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine.. Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış... Diğeri ise hiç kusursuz ve
çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve. Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş.

Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış... Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş. Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş. İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş:

"Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor.." Adam gülümseyerek dönmüş testiye; "Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum. Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve hergün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp, masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap vermiş.

Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her birimizin kendine has kusurları vardır.

Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan, mükâfatlandıran, renklendiren.

Etrafındaki her kişiyi, oldukları gibi kabullen. Onlardaki kusurları değil, içlerindeki güzellikleri gör...


 

 

Bağlantı

Şubat 2, 2008 - gelirim ey dost...

Kategori: dinim islam

 

Gelirim ey dost; ayaklarım kanasa da dikenlerden,

Dar kafeslerden kurtulup, kırıp zincirlerimi yine Sana gelirim.

Gelmesem Sana, Sensizlikten yok olurum.

Yolunda ölmek icin, Seni ararken, Sende tükenmek icin gelirim.


Keske hep askınla oturup askınla kalksam

Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolassam

Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam

Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam. '

Aşkının odunda pervaneler gibi can verip yansam.

Kalbini nasil yarıp arındırdıysa melekler,

Ben de Seni rehber edinip kirlerimden arınsam.

Rabbim'e giden yolda dünyadan firar etsem,

Merhametinin gölgesine sığınsam.

Ürkek ceylan misali yanına sokulsam.

Ve yalnış efendilere köle olmaktan ebediyen kurtulsam.

Keske hep aşkınla oturup, aşkınla kalksam..


Beni de cağırır mı çağları delen sesin?

Bir dua sonrası ay yüzünle yüzüme bakıp,

"Günahkar olsan da gel!" der misin?

icimdeki sancının adı nedir, Efendim?

Nedir beni bu zamansız mekânsiz hasrete ceken,

Bu yüregimdeki agırlık.

Sadık dostun Ebu Bekir, öfkeye galip gelen Hz Ömer,

edep tacını giyen Hz Osman,

sırrını emanet ettigin ilim kapısı Hz Ali hürmetine,

Beni de kucakla şefaatinle.

Nerededir gönlüne akan yol?

Sana vuslatın şartı can mıdır söyle?

Kurban olsun canim Senin yoluna,

Vuslatına ferman gönder Efendim.

Ah Efendim, andım yine Seni her sey yâdımdan silindi.

Can Muhammed

Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini

Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi

Arzum ahirette cennete seninle girmeyi

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Bilir misin ey sevgili? Sen Cenneti istemesen de Cennet seni istermis Sen

Cenneti özlemesen de, Cennet seni özlermis,

Sensiz Cennet hiçbir şeye benzemezmiş..

Bu yüzden kişi Cennette Sevdigiyle berabermiş...

Bağlantı

Kasım 30, 2007 - belki adam olursun!

Kategori: dinim islam

 

 

Hayatı menkıbelerle örülmüş bir adam çok derin ama o derecede hazin bir hayat yaşamış.

O kadar ki ölümünden bir gün evvel evinde yiyecek bir şey bulamayınca bir asma yaprağını koparıp mangaldaki küle batırarak yiyecek, sonra da; "Ey nefis, ballar börekler yedin de adam olmadın, şu küllemeyi ye bakalım, belki adam olursun!" diye iç geçirecek derecede hazin.

Bağlantı

Ekim 8, 2007 - ağlamak...

Kategori: dinim islam

 

AĞLAMAK


Bir ağlama vardır ki; aşk, sevgi ve muhabbet göz yaşıdır.
Bu ağlama, Şuayb (as)'e nasip olmuştur.
O ağladı; gözlerini feda etti.

Şuayb (as)'e üç defa yeniden göz ihsan edildiği,
aşk ve sevgi ağlayışı sonunda üçünden de olduğu rivayetler
arasındadır.

Gözleri iyi idi; ağladı ve kör oldu.
Bu durum üç kere tekrar edildi.

Sonunda şu vahiy ile karşılaştı:

- Ey Şuayb, ateşten korkarak ağlıyorsan,
ağlama artık. Seni ateşten korudum.
Cennet arzusu ile ağlıyorsan, onu da sana nasip ettim.

Bunun üzerine Şuayb (as) şöyle yalvardı:

- Ya Rabbi, onlar için ağlamıyorum.
Sana kavuşmak için ağlıyorum.

Bu sefer ikinci bir vahiy geldi:

- Ağla ya Şuayb.
Beni isteyenlere, bu alemde ağlamak düşer.
Bu ağlamaya, Bana kavuşmaktan başka çare yoktur..


RABBIM cümlemizi ona kavuşmak için ağlayanlardan eylesin..

----------------
İlahi ente maksudi ve rıdaike matlubi.
Bağlantı

Ekim 5, 2007 - cizgilerle hadisler...ikinci bölüm

Kategori: dinim islam




 
 










Bağlantı

Ekim 5, 2007 - Çizgilerle Hadisler..(Birinci Bölüm)

Kategori: dinim islam




 














Bağlantı

Eylül 27, 2007 - MEVLANA

Kategori: dinim islam

* Bazı insanlar vardır ki selam verirler ve selamlarından is kokusu gelir. Bazıları da vardır ki selam verirler ve onların selamından misk kokusu gelir.

* Şunu iyi bil ki safları yaran, her şeyi yenen aslanla savaşmak kolaydır; gerçek kahraman odur ki önce kendi nefsini yener.
* Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.
* Nice kişiler vardır ki dizimin dibindedirler, ama benim için sanki Yemen’dedirler. Yemen’ olan niceleri de vardır ki sanki dizimin dibindedirler.
* Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, hiç aramamak demektir.
* Tuzağa saçtığın taneler cömertlik sayılmaz.
* Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.
* Allah ile olduktan sonra, ölüm de ömür de hoştur.
* Bal yiyen, arısından gocunmaz.
* Bir mum, diğerini tutuşturmakla ışığından hiç bir şey kaybetmez.
* Ne mutlu o kimseye ki kendi ayıbını görür.
* İyiliği ve ihsanı tamamlamak, başlamaktan daha iyidir.
* Balığa, denizden başkası azaptır.
* Adalet nedir? / - Ağaçları sulamak. Zulüm nedir/ -dikene su vermek.
* Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır.
* Fakire verilen,daha onun eline geçmeden Allah’a ulaşır.

* İçte ki kiri su değil, ancak göz yaşı temizler.
* Nerede akarsu varsa orada yeşillik vardır. Akan gözyaşının olduğu yere de rahmet gelir.
* Sende iyi olan ne varsa dostuna onu ver.
* Kendini noksan gören kişi, olgunlaşmaya 10 atla koşar. Kendini olgun sanan ise bu zannı sebebiyle Allah’a ulaşamaz.
* Eyvahlar olsun o kişiye ki kendisi ölür de isyanı kalır!
* Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın.
* Yürü, bir an için mezarlıkta sessizce otur. O söz söyleyip şimdi susmuşları gör! Onların topraklarını bir renkte, bir halde görürsün, ama halleri bir değildir ki…
* Ben, hürriyeti kulluğa satmam.

Bağlantı

Eylül 27, 2007 - NAMAZSIZ EZAN-EZANSIZ NAMAZ

Kategori: dinim islam

NAMAZSIZ EZAN-EZANSIZ NAMAZ
Bir dede ile torununun konuşmalarına kulak 
veriyoruz: Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla   soruyor:
Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?" Dede tatlı bir 
gülücükle:
"Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince torun: 

"Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der. Dede:

"Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır." 
diye cevap verir. Torun yeniden sorar:
Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini
anlamadım dedeciğim. Bu ne
demek açıklar mısın?"
Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:
"Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. O
çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezanın namazı kılındı
mı?Kılınmadı. O ezan "Namazsız ezan"dı. insan öldüğü zaman kılınan 
cenaze
namazının da ezanı yoktur. O da "Ezansız namaz"dır. Aslında o namazın 
ezanı
insan doğunca okunmuştu kulağına.
 "Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi
değerlendir. Boşa vakit harcama!" ikazını yapıyordu o ezan. İşte 
yavrum
öMüR, EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakın boşa geçirme. ömrünü dolu 
dolu
Yaşa, bir nefes bile boşluk
bırakma!"

Bağlantı

Eylül 5, 2007 - tasavvuf

Kategori: dinim islam

Netlog'da candedim resmi

Netlog'da candedim resmi

Netlog'da candedim resmi

Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

burcin
h2so4
yunusum
benimki
rindiseyda
abuhayat
ozguluntarifleri
sevgidamlalari
sessizyusuf
anadoluhaber
gulsultan
renklican
gercekyasamdan
fuadyusufoglu
islamneguzel
derinsozler
ruyaa
huzurluaile
birdirbir
yaniksevda
mondlicht
omer0625
nurislam
guzelyazi
muslumankisiligi
sonsuzlukkervani